28 Şubat 2012 Salı

ATATÜRKÜN ANNE VE BABASININ SOY AĞACI.

Anne ve Babasının Soy Ağacı




Arıza Efendi (Atatürk' ün Babası)

ATATÜRK'ÜN BABA SOYU : (KIZIL OĞUZ - KOCACIK YÖRÜKLERİ): Atatürk'ün soyuyla ilgili, elimizdeki en sağlam bilgiler; öncelikle kendisinin, annesinin, kardeşi Makbule Hanım'ın anlattıkları, ikinci olarak da kendisini ve ailesini tanıyan Hacı Mehmet Somer gibi Atatürk’ün kimi çocukluk arkadaşlarının verdiği bilgilerdir. Atatürk de dahil aile bireylerinin tümünde güçlü bir "Yörük, Türkmen olma" bilinci vardır: Makbule Hanım, E.B. Şapolyo'nun sorduğu "Babanız nerelidir?" sorusuna şu yanıtı vermiştir: "Babam Ali Rıza Bey yerli olarak Selaniklidir. Kendileri Yörük Türk’ü soyundandır. Annem her zaman Yörük Türk’ü olmakla övünürdü. Bir gün Atatürk'e "Yörük nedir?" diye sordum. Ağabeyim de bana 'Yürüyen Türkler' dedi." Yine Şapolyo'nun Ruşen Eşref Ünaydın'dan aktardığına göre, "Atatürk çok kez benim atalarım Anadolu'dan Rumeli'ye gelmiş Yörük Türkmenlerindendir" derlerdi.

Atatürk'ün baba soyuyla ilgili önemli bilgileri verenlerden biri de Atatürk’ün Selanik'ten mahalle ve okul arkadaşı, eski milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer Bey'dir. Somer'e göre; "Atatürk'ün atalarına ilişkin benim bildiğim şunlar: Atatürk'ün ataları Anadolu'dan gelerek Manastır ilinin Debre-i Bala Sancağı'na bağlı Kocacık bucağına yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik'in yaşlılarından duymuştum. Kocacıklıların hepsi öz Türkçe konuşurlar. İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi yörüktür. Hayvancılıkla geçinirler, sürüleri vardır. Bir kısmı da kerestecilik ederler. Bunların giysileri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır."

Atatürk'ün babasını ve büyükbabası "Kızıl Hafız Ahmet"i tanıyan eski Aydın Milletvekili Tahsin San Bey ve Eski Genel Müfettiş ve Milletvekili Tahsin Uzer'den Kılıç Ali'nin ve Tahsin San Bey'den E.B. Şapolyo'nun aktardığı bilgiler de Atatürk'ün baba soyunun "Anadolu'dan Rumeli'ye geçmiş olan Yörüklerden" olduğunu göstermektedir.

Atatürk'ün baba soyu, Konya/Karaman'dan gelerek Manastır ilinin Debre-i Bala Sancağı'na bağlı Kocacık'a yerleşti. Aile sonradan Selanik'e göçtü. Atatürk’ün büyükbabası Ahmet ve onun kardeşi Hafız Mehmet'in taşıdığı "kızıl" lakabı ve yerleştikleri nahiyenin adı olan "Kocacık"ın da gösterdiği üzere; Mustafa Kemal'in baba tarafından soyu Anadolu'nun da Türkleşmesinde önemli roller oynayan "Kızıl-Oğuz" öbür adıyla da "Kocacık Yörükleri Türkmenleri"nden gelmektedir.

Bugün nüfusu yaklaşık 2.100.000 olan Makedonya Cumhuriyeti içerisinde bir kısmı hâlâ konar-göçer yaşamı sürdüren Yörüklerle birlikte yaklaşık 200.000 dolayında Türk yaşamaktadır. Makedonya'nın her yanında dağınık olarak yaşayan Türklerin en yoğun olarak bulundukları yerler, Gostivar ve Üsküp gibi kentleriyle Makedonya’nın batısıdır. Bu kentlerden başka Kalkandelen, Ohri, Struga ve Debre, Jupa; Makedonya’nın doğusundaysa Manastır, Pirlepe, İştip, Ustrumca ve Kanatlar önemli Türk yerleşim birimleridir.

Sofya Bilimkenti (üniversitesi) profesörlerinden J. İvanof 1920'de Paris'te yayımlanan yapıtında, Türklerin Makedonya'ya yerleşimlerine ilişkin şu bilgileri vermektedir: "Türkler, 14. yüzyıldan itibaren ve Çirmen zaferinin ardından Makedonya'ya yerleşmeye başladırlar. Üsküp, Pirlepe, Köstendil, Drama gibi kentler bir ara tümüyle Türklerin yaşadığı kentler olur. Türk ordusunun fethettiği stratejik noktalar çevresinde hızla Türk kasabaları oluşturulur. Bunlar Anadolu'dan göçen Türklerdir. Göçen Türklerden kurulu yepyeni kentler oluşur : Yenice, Vardar.

Kentlerdeki Türk nüfusu zamanla karışık bir manzara sergiler. Fethin ardından, Hıristiyan yerliler İslam dinini benimserler. Hemen fetihten sonra göçmüş temiz Türk topluluğu çevresinde toplanırlar. Kentlerin dışında köyler çevresinde de Türk toplulukları oluşur. Bunlar Anadolu'dan göçmüş büyük kümelerdir. Onlara Yörük ve Konyar adını vermelerinin nedeni bu göçmenlerin Konya'dan gelmiş olmalarıdır. Yörükler ve Konyarlar Türkler gibi giyinip konuşan yerlilere (İslam’ı benimseyen Hıristiyanlara) karışmazlar. Bu Türk göçmen toplulukları üç büyük küme durumundadır :

1. Ege Denizi Kıyı Bölgesi: Rodoplardan denize dek iner. Selanik bölgesi dahil buraları tümüyle Türk'tür.

2. Sarıgöl Bölgesi: Burada Sarıgöl (Kayalar) Cuma gibi varsıl (zengin) Türk kasabaları vardır. Bu bölgelerdeki köylerin sayısı 130'dur.

3. Vardar Bölgesi: 240 Türk kasaba ve köyü vardır. Vardar ırmağının genellikle doğu kıyılarındadır.

Bu üç büyük göç kümesinden başka, daha ufak göç kümeleri de vardır ve bunlarsa dağınık yerleşmişlerdir : Vardar ırmağının aşağı kesimlerinde, Maya Dağı dolayındakiler, -Manastır Ovası'nda Kanatlı’da oturanlar, -Debre güneyinde, Kara Drin ırmağı geçitlerini tutanlar.

İşte Atatürk'ün dedelerinin Anadolu'dan gelerek yerleştikleri Osmanlı Devleti Döneminde Manastır iline bağlı dört sancaktan biri olan "Debre-i Bala"nın merkezi, bugün Makedonya'nın batısındaki Debre kentidir. Babası Ali Rıza Bey’in doğduğu "Kocacık" bucağı şimdi Jupa Bölgesi'nde yine aynı adla anılan bir köydür. Köyde şu anda Jupa Bölgesi Türk çocuklarının Türkçe eğitim gördükleri Necati Zekeriya Merkez İlkokulu adında bir okul da bulunmaktadır. Gazeteci Altan Araslı 1933 yılında Kocacık Köyü'ne giderek, burada Atatürk'ün büyükbabasının evini bulmuştur. "Atatürk'ün Büyükbabasının Evini Bulduk. Atamız Yörük Türkmeni" başlığıyla verilen haberde, Kocacıklılarla yapılan konuşmalar da göstermektedir ki Atatürk'ün baba soyuna ilişkin aktarılanlar doğrudur ve bunlar köydeki yaşlı insanlarca da anlatılmaktadır. Ayrıca, bugün yaşayan Kocacık köylülerinde de "Yörük, Türkmen ve Oğuz olma bilinci" vardır.

Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü Kocacıklı Numan Kartal anlatıyor: "Ali Rıza Bey, Manastır ilinin Debre-i Bala Sancağı'na bağlı Kocacık'ta dünyaya geldi. Kocacık'ın nüfusu tümüyle Türk. Hepsi de Yörük Türkmenleri. Anadolu'dan geldiler. Bizler, Müslüman Oğuzların Türkmen boyundayız. Atatürk'ün büyükbabası, İşkodyalılar ailesinden, babaannesi ise Golalar ailesinden gelmektedir. İşkodyalılar, İşkodya'dan, Kocacık'a gelip yerleşen akıncı Türklerinin adıdır. Golalar ise "sınır gazileri" anlamını taşımaktadır. Dedesi, Kocacık'ın Taşlı Mahallesi'nden, babaannesi ise Yukarı Mahallesi'ndendir. Ayşe Hanım, Taşlı Mahallesi'ne gelin gelmiştir. Kızıl Hafız Mehmet Bey, Çınarlı Mahallesi'nde ilkokul öğretmenliği yapmış, Kocacık'ın Taşlı Mahallesi'nin üst yanında bir yokuş vardır. Önünde küçük bir derecik akar. Bu nedenle oraya Dere Mahallesi de denir. İşte Ata'nın büyükbabasının evi oradaydı. Kocacık'tan temelli göçtükleri zaman, evlerini Etem Malik'lere satmışlar. Malik'in oğlu Hayrettin İzmit'te oturmaktaydı."

Yine Üsküp'te yaşayan Kocacıklılardan Murat Ağa, Altan Araslı'ya şu bilgileri vermiştir: "Atatürk'ün büyükbabasının adı Kızıl Hafız Ahmet Bey’dir. Lakapları böyle. Ama, asıl hafız olan kardeşi Mehmet Bey'dir. Babaannesinin adı da Ayşe Hanım'dır. Daha sonraları Ahmet Bey'e 'firari' denmeye başlamış. Firari, Rumeli'de 'gurbetçi', 'gurbete çıkan' anlamına gelmektedir. Yalnız, Selanik'te olan bir olayla da bağlantılıdır. Kocacık'ın toprağı verimli değildir. Olanakları da kısıtlıdır. Bu nedenle, Ahmet Bey, Yukarı Mahalle'den Feyzullah Pehlivan ve Taşlı Mahallesi'nden Fazlı Ağa ile birlikte Selanik'e çalışmaya gitmişler.

Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü bir başkası da Kocacık'ın Yukarı Mahallesinden, Dolaklar Ailesinden, Behlül ve Hatice kızı Maksude Yıldız'dır. Maksude Yıldız anlatıyor: "Harekat Ordusu'nun İstanbul'a yürüyüşü bütün Balkanlar'da heyecan yaratmıştı. Harekat Ordusu en güncel konuydu. Mensupları da ünlü olmuştu. Şevket Paşa'nın yaverinin Kocacıklı olduğunu öğrendik. Kimdir, neyin nesidir derken, Kızıl Hafız Ahmet Bey’in torunu, Ali Rıza'nın oğlu Mustafa Kemal olduğunu söylediler."

Gazeteci Altan Araslı, Üsküp'teki Kocacıklılar'dan bu bilgileri aldıktan sonra, Birlik Gazetesi (Üsküp'teki Türklerin yayınladıkları gazete) 'nden Remzi Canova’yla birlikte Rumeli'nin ünlü Kaz Dağları'nı, Maya Dağları'nı tırmana tırmana sarp bir dağ köyü olan Kocacık'a dört saatlik bir araba yolculuğundan sonra ulaşıyorlar. Burada kendilerine köylülerden İsmail Yahya, Atatürk'ün büyükbabasının evini gösteriyor. Onlar geçmişi konuşurlarken gelen yaşlı bir nine söze giriyor ve "Evladım doğrudur, onların eviydi." diyerek İsmail Yahya'nın sözlerini onaylıyor!

Atatürk'ün baba soyu Konya/Karaman'dan göçürülerek Makedonya'ya getirilmiştir. Manastır iline bağlı Debre-i Bala Sancağı'nın Kocacık bucağına yerleşen aile köyden ilk ayrılanlardan olmuş ve 1830'larda Selanik'e göçmüştür. Atatürk'ün babası Ali Rıza Bey burada 1839'da dünyaya gelmiştir. Ali Rıza Bey’in babası Kızıl Hafız Ahmet Bey’dir. Kızıl Hafız Ahmet Bey’in Kızıl Hafız Mehmet Emin Bey ve Nimeti Hanım adında iki kardeşi vardır. Atatürk'ün baba soyu, büyük amcası Kızıl Hafız Mehmet Emin Bey tarafından sürerek günümüze dek ulaşmıştır.

Hafız Mehmet Emin Bey’in oğlu Salih Bey ile Salih Bey’in ikinci eşi Müberra Hanım'dan süren aile, torunlarla yedinci kuşağa ulaşmış bulunuyor. Belgelerden Atatürk'ün Müberra Hanım'a "Yenge" dediğini biliyoruz. Bunların beş çocuğundan biri olan Necati Erbatur, 28 Eylül 1927'de Dolmabahçe Sarayı'nda nişanlanmış; öbür çocukları Vüsat Erbatur'un kızı Nesrin hanım ile Feridun Söğütlügil’in nikahları 2 Ekim 1937'de Park Otel'de yapılmış ve Atatürk bu nikah törenine katılmıştır.

H.Cem KANIBİR (Türkbilimci)

ATATÜRK'ÜN ANNE SOYU : EVLAD-I FATİHAN Zübeyde Hanım (Atatürk' ün Annesi)

SELÂNİK MUHACİRLERİ - KONYAR-LAR
Selânik Halkının kökeninin Konya - Karaman olduğuna dair elimizdeki pek çok belge ve bilgi içerisinde Araştırmacı - Yazar Selçuk EREZ-in yazdığı -Makriköy-e Dönüş- adlı eser de vardır. Selçuk EREZ kitabında; kendisinin dedesi İsmail Hakkı Paşa-nın dedesi Abdi Efendi, av sırasında yanlışlıkla birini vurması üzerine, babasının isteği üzerine ailesinden ayrılarak İstanbul Makriköy-e yerleşiyor. Abdi Efendi-nin oğlu Mustafa Efendi, onun oğlu İsmail Hakkı Paşa. İşte Selçuk Erez-in dede ve babaannesi üzerine yazdığı bu anı kitap, onların hikayelerini anlatıyor.
Selçuk Erez-in kitabında gördüğümüz ilgi çekici yan , İsmail Hakkı Paşa-nın, Tuna kıyısında Sarıgöl-e nereden geldiklerine dair söylediklerinde bulunuyor: -İsmail Bey, Sarıgöl-de dedelerinin -Konyar- olarak anıldığını biliyor. Fatih-in Karaman Beyliği-ni topraklarına kattıktan sonra, Konya-dan pek çok asker ailesini hem Osmanlı-ya kafa tutanları cezalandırmak hem de Balkanlar-daki Türk nüfusunu arttırmak için Osmanlı topraklarına katılan Balkan bölgelerine göndermiş olduğunu söyledi. -
Konyarlar, çeşitli kaynaklarda,Atatürk-ün hem anne tarafından hem de baba tarafından, en uzağa götürülenlere ait olduğu soyu olarak ifade ediliyor. Bu durumda Selçuk Erez ile Atatürk akraba oluyorlar. Bu konuyu biraz daha ayrıntılı olarak irdelemeye çalışacağız.
Selânik-teki halkın menşei sadece bizim Muhacir olarak o memleketten gelmiş olmamız sebebiyle ilgimizi çekmedi. Yeni Türk Devleti-nin yani Türkiye Cumhuriyeti-nin kurucusu büyük lider, büyük asker ve büyük Türk Milliyetçisi Mustafa Kemal ATATÜRK- ün de Selanikli olması; bizi bu konuyu araştırmaya daha çok itti. Yalnız araştırdıkça karşımıza bizimle ilgili ama bizi bile şaşırtan ilginç bilgilere rastladık. Bunların içinde en önemlisi Mustafa Kemal ATATÜRK-ÜN soyunun şu anda bizimde soyadı olarak kullandığımız -KONYAR- lardan gelmesi.


ATATÜRK-ÜN SOYU: -KONYARLAR-
A. KONYARLARIN RUMELİ-DEKİ VARLIKLARI

Mustafa Kemal Atatürk-ün anne soyu da Anadolu-dan gelerek Rumeli-ye iskan edilen Yörük veya Türkmenlere dayanmaktadır. Anne tarafından dedesi Vodina Sancağı-na bağlı -Sarıgöl- de denilen -Kayalardan göçerek Selanik yakınlarındaki -Lankaza-ya yerleşen, Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Ağa-dır. Yerleştikleri -Sarıgöl- bölgesi, -Sofular- lakabı ve ailedeki hatıraların gösterdiği üzere, Atatürk-ün anne soyu Konya Karaman-dan Rumeli-ye gelen ve bundan dolayı da -Konyarlar- şeklinde Rumeli-deki diğer Yörük gruplarından farklı olarak bu adla anılan Yörüklerdendir.

Yukarıda kısaca belirttiğimiz gibi, Orta Çağın ikinci kısmında Balkan Yarımadası-na çeşitli dalgalar halinde gelerek, Bizans İmparatorluğu tarafından burada yerleştirilen birçok Türk unsuru vardır. X. asırdan itibaren Peçenekler, Oğuzlar, Kumanlar kuzey yoluyla, Tuna-dan geçerek, çeşitli tarihlerde gelmiş ve çeşitli yerlere iskan edilmişlerdir. IX. yüzyılda bile, Bizans kaynaklarında -Vardarlı Türkler- olarak zikredilen bazı Türk gruplarının Selanik civarında yerleştikleri vakidir. Bizans kaynağı -Anna Commene-nin Ohri civarında yerleştiklerinden bahsettiği Türkleri, Lejean (1861), 1065 tarihine doğru Makedonya-ya iskan edilen Oğuzlarla ilişkili görünmektedir. Oğuzların bu yerleşmeleri -Attaliates-e atfen Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat tarafından da teyit edilmektedir.

Anadolu-dan Yarımada-ya geçip yerleşen ilk Türk grubu olmak üzere Türkiye Selçukluların merkezi Konya-ya mensup olmalarından dolayı bu suretle ad alan -Konyarlar- gösterilmektedir. XIX. yüzyılda veya XX. yüzyılın başlarında-Rumeli-yi gezen ve buradaki Türklerle bizzat görüşerek onların hatıralarını toplayan veya buradaki Türk varlığı hakkında eser yazan Batılı seyyahlar ile bilim adamları, G. Lejean (1861), Gervinus (1851), Jirecek (1891), G. F. Hertzberg (1878), A. Tuma (1888), Cijic (1908), Frachet d-Esperj (1911), İvanof (1918), E. Max, Hoppe (1934), A. Bou (1899), Oberhummer (1917) ve nihayet -Konyarlar- hakkında ayrı ve oldukça ayrıntılı bir araştırma yapan Hr. P. Traeger (1905) -Konyarlar- hakkında önemli bilgiler vermektedirler.

Bu konuda bilgi veren bütün bu eser sahiplerinin hepsi, Konyarlar-ı bazen -Yörükler- ve -Evlad-ı Fatihan-la karıştırmakla birlikte; Konya-dan gelerek Rumeli-ye yerleşmiş veya yerleştirilmiş göstermektedirler. Fakat, bunların geliş tarihi ve geliş şekilleri konusunda farklı bilgiler vermektedirler. Bütün bu görüşleri tenkitli bir şekilde karşılaştıran Prof. Dr. Tayyib Gökbilgin, Konyarlar-ın Rumeli-ye geliş ve yerleşmeleri ile ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapmaktadır: -Sonuncu ve nispeten kabule şayan ihtimal bunların 11. Murad fakat bilhassa Fatih zamanlarında, Karamanoğulları ile mücadeleler sırasında ve bundan sonra, Karaman, Konya ve Ankara civarından Türk aşiretlerinin bu mıntıkalara iskan edildiğidir. O civarın etnik bakımdan yabancı halkına, menşeleri dolayısıyla, bu suret-i tesmiyevi verdirmiş ve bu ad komşuları arasında yaşamış, kendilerinde ise, menşeleri hakkında bir malumat, şıfahf bir anane halinde devam edip gelmiştir... -

Konyarlar-ın en mütekasif (yoğun) bir halde bulundukları yer Teselya-da Kozan ve bunun kuzeyinde -Sarıgöl- de denilen -Kayalar- ve Selanik-in kuzeydoğusu idi. Sonraları daha kuzeye de yayılmışlardır. Sayı olarak diğer Yörük gruplarından daha az oldukları, yarı -konargöçer- bir hayat yaşadıkları, mübadele (alış veriş) merkezlerinin daha çok Yanya olduğu ve halılarının özel şeklinden dolayı (-Konyaren Figüren-) bütün yörede meşhur olduğu bütün seyyahlar tarafından belirtilmektedir. Ayrıca, Konyarların daha demokratik bir halde yaşadıkları, neşeli ve hareketli kimseler oldukları da bunlar tarafından tespit edilmiştir.

Atatürk-ün soyu ile ilgili bir çalışma yaparak, amcası Kızıl Hafız Mehmet Emin Efendinin soyundan gelenlerin ellerindeki bazı belgeleri yayınlayan Burhan Göksel, Konyarlar-ın, Konya Karamandan Fatih Sultan Mehmet döneminde 1466 yılında Karamanoğulları ortadan kaldırıldıktan sonra Rumeli -ye göçürülerek, iskan edildiklerini belirtmektedir.

Osmanlı Devleti-nin Rumeli-deki Yörüklerle ilgili örgütlenmesi içinde kendileri için ayrı isimle bir sayı (tahrir) defteri bulunmayan Konyarlar, yerleştikleri bölgelerde, başlangıçta özellikle -Kocacık- ve -Selanik Yörükleri- içinde, sonradan da -Vodina- ve -Sarıgöller (Kayalar) Bölgesi- Yörükleri içinde -Evlad-ı Fatihan- olarak kaydedilmişlerdir.

B. KONYAR OLARAK ZÜBEYDE HANIM-IN AİLESİ

Mustafa Kemal-in anne soyundan dedesi Sofu-zade Feyzullah Efendi-dir. Selanik-e bir saat mesafede bulunan Langaza-da çiftlik sahibi idi. Atatürk-ün ve Makbule Hanımın çocukluk anılarında bahsettikleri çiftlik burasıdır. Annesi Zübeyde Hanım, Feyzullah Efendi-nin üçüncü eşi Ayşe Hanımdan olan tek kızı idi. Atatürk-ün beş kardeşi içinde en uzun ömürlüsü olan Makbule Hanım (1885-1956) anne soyları hakkında, - sık sık şunları dinlemişimdir- diyerek şu bilgileri vermektedir: -Bizim esas soyumuz Yörük-tür. Buralara Konya-Karaman çevrelerinden gelmişiz. Büyük babam Feyzullah Efendinin büyük amcası Konya -ya gitmiş, Mevlevi dergahına girmiş orada kalmış. Yörüklüğü tutmuş olacak...

Mustafa Kemal Atatürk-ün annesi Zübeyde Hanım-ın babası hakkında, Atatürk-ün babası Ali Rıza Efendiyi ve babası Kızıl Hafız Ahmet Beyi de tanıyan ve doksan yaşında vefat eden Aydın Milletvekili Tahsin San, şu bilgileri vermiştir: -Atatürk-ün validesi Zübeyde Hanım, Sofu-zade ailesinden Feyzullah Ağanın kızıdır. Bunlar Selanik-te doğmuşlardır. Bu aile bundan 130 sene evvel Sarıgöl -den Selanik -e gelmişlerdir. Vodina kazasının batısında Sarıgöl nahiyesinde on altı köyden ibaret olan bu nahiye ailesi, Makedonya ve Teselya -nın fethinden sonra Konya civarı ahalisinden Osmanlı Hükümeti -nin sevk ve iskan ettirdiği Türkmenlerdendir. Son zamanlara kadar beş asır müddet içinde hayat tarzlarını, kılık-kıyafetlerini değiştirmemişlerdi.

Bu konuda Lord Kinross, kaynak göstermeden şu bilgileri vermektedir: -Zübeyde Hanım, Bulgar sınırının ötesinde/d Slavlar kadar sarışındı; düzgün beyaz bir teni, derin ama berrak, açık mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik-in batısında Arnavutluk-a doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk sulara gömüldüğü göller bölgesinden geliyordu. Burası Türklerin Makedonya -yı ve Teselyayı almalarından sonra Anadolu -nun göbeğinden gelen köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım, damarlarındaki ilk göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve Toros dağlarında Özgür yaşayışlarını sürdüren sarışın Yörüklerin kanını taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı.


Image Hosted by ImageShack.us
Yurdum İnsanı | Facebook duvarıma ulaşabilirsiniz..
Daha önce gezip,gördüğünüz,beğendiğiniz veya
gezip görmek istediğiniz,yurdumuzun turistik yerleri ile
gizli cennetlerini;İnternet ortamında sanal tur/gezi ile
3D görünümlü olarak online gezmek istiyorsanız
doğru yerdesiniz.
~İyi Seyirler Dileriz~

1 yorum:

Abdullah yücesan dedi ki...

Elinize saglik,
<<< FACEBOOKpaylasimlariniza biraz daha faza icerik baglarsaniz , sayfanizdaki hazie daha cok insan tarafindan anlasilir
Elinize saglik,